Facebook    Twitter    Musikisinaz    YouTube    Instagram   

JANTİ RESMİ SİTESİ

Sanat Bir Sihirdir

Hamit Ündaş, 13 Ocak 1956 İstanbul Ortaköy'de memur bir babanın (Adnan Ündaş) ve güzeller güzeli bir annenin (Perihan Ündaş) ilk çocukları olarak dünyaya gelmiştir.

1963 yılında Burak Reis İlkokulunda okumaya başladığında müziğe karşı bir ilgisi olduğunu anlayan Adnan Bey ona bir buçuk oktavlık küçük bir akordeon alır. Doğuştan var olan yeteneği sayesinde kısa sürede çalmayı öğrenir. Artık her şeyi bu enstrümandır, teneffüslerde bile dışarı çıkmaz sınıfta akordeon çalışır. Bir gün sınıf öğretmeni, Feriha Pekiş müziğe olan sevgisini anne ve babasına anlatınca Adnan bey elden düşme de olsa bir piyano alarak ona sürpriz yapar. Dokuz yaşına geldiğinde bir piyanosu ve nota kitabı olmuştur. Yani müziğin diliyle tanışmasını da yine babası sağlamıştır.

İlkokul bittikten sonra Ortaköy'deki Gazi Osman Paşa Ortaokuluna yazdırırlar onu. Tabi ortaokulda müzik dersleri ilkokula nazaran daha ağırdır. Ama ortaokuldaki müzik öğretmeni Hamit Ündaş'ın yeteneğini daha ikinci derste anlar ve konservatuara girmesi için teşvik eder. Babası onu bir sonraki sezon konservatuar imtihanına sokar, ilk sınavda başarı sağlayınca konservatuarlı olmuştur. Hazırlık sınıfına başlar. Sınıfa ilk girdiği gün piyanoyu görür ve çok heyecanlanır. Çok mutludur ama diğer derslerin de olduğunu öğrendiğinde yüzü biraz düşer "ben piyano çalmak istiyorum, matematik öğrenmek değil," der. Bir hafta sonra ikinci enstrüman seçimi için heyet toplanmıştır. Hamit Ündaş'ı odaya çağırarak dudaklarının trombon çalmaya elverişli olduğunu anlayınca bu enstrümanı verirler. Artık bir de trombon öğrenmeye başlamıştır. Çok mutludur. Piyano dersinden çıkıp trombon dersine, oradan çıkıp solfej derslerine katılıyordur. Yani, her şey müzik olmuştur onun için. Solfej öğretmeni Muammer Yeşil derslerinde onu uygulayıcı olarak seçmiştir. Yani öğrettiği bir melodi ve notaları ilk önce ona uygulatıyordur. Çok da başarılıdır. Tahtadaki porte çizgisine notaları bir profesyonel gibi yazmaktadır. Keza piyano öğretmeni Hülya Saydam da aynı şekilde sınıf içersindeki en yetenekli öğrenci olan Ündaş'ı hemen keşfetmiştir. Konservatuarın havası onun dünyası olmuştur. Hiç akşam olsun istemez, hep okulda kalmak ister. Ders saati bitip, paydos zili çaldığında eve dönüşlerinde içi bir buruktur. 1968 yılında kardeşi Turgut'u görmek için Burak Reis okuluna gittiğinde öğretmeni ile karşılaşır. Öğretmeni onun yanaklarını okşar ve "seninle gurur duyuyorum" der. Aynı yıl Kısmet adında bir de kız kardeşi olmuştur.

Konservatuar yıllarında folklora olan düşkünlüğünü bir öğretmenin fark etmesinin sayesinde folklor eğitimi almaya başlar. Cağaloğlu'ndaki Türkiye Milli Talebe Federasyonu'nda folklor kursuna katılır. Artık konservatuar derslerinden sonra gideceği yeni ve müzikle dolaylı olarak ilgili, yöresel ve milli oyunların öğrenildiği bir dünyada bulmuştur kendini. İki kere mutlu olur. Her yeni oyunu öğreniyor ve tatbik ediyordur. Konservatuar ve folklor derken 14 yaşına gelmiştir.

Hamit Ündaş profesyonelliğe ilk adımını 1970'de atar. Sabah konservatuar, akşama doğru folklor ve nihayetinde gece de düğün salonu. Babası ona bu defa bir klavye alır. Bu akordeon'a benzeyen, elektrik sayesinde içine hava üfleyen mekanizmadan oluşan bir tür orgdur. Zeytinburnu'ndaki Yuvam Düğün Salonunda çalmaya başlar. Yorucu ama zevklidir.

1976 yılında askerliğini Zonguldak Karadeniz Ereğli'de ordu evinde bir müzisyen olarak tamamlamıştır. 1978'de tezkeresini alır ve evine döner. Melih Kibar' la tanışması da o günlere denk gelir. Bu tanışma Hamit Ündaş'ın profesyonelliğe atılmış ilk ciddi adımıdır.

Bir gün Melih Kibar onu ofisine çağırır, müzisyenliğini görmek istediğini söyler. Piyanosunda bir şeyler çaldırır ve notalarını yazmasını ister, çaldığı ezgiyi porte üzerinde ezbere deşifre ettiğini görünce çok etkilenir ve birlikte çalışma kararı alır. Bu alınan karardan sonra, Levent Gazeteciler Sitesinde bir ofis kiralarlar ve çalışmalara başlarlar. Melih Kibar o sıralarda Çiğdem Talu birlikteliğiyle Türkiye'nin sevdiği şarkıları bestelerken, reklâm müziklerini de yapıyordur. Hamit Ündaş onun asistanlığını yaparken profesyonel müzik ve müzik stüdyoları hakkında çok şey öğrenmeye başlamıştır. 1986 yılındaki Eurovision Şarkı Yarışmasında Türkiye elemelerinde Melih Kibar'ın Halley isimli şarkısının notalarını yazarak Halley'e emek vermiştir. Norveç finallerinde televizyondan büyük orkestranın onun yazdığı notalara bakarak çaldığını televizyonda görmek de onun için gurur vesilesi olmuştur.

1989 yılında Nazan Öncel'le tanışmış ve 1993'de birlikte çalışmaya başlamışlardır. Bu çalışmaların sonucunda Hamit Ündaş ilk defa bir albüme aranjör olarak imza atmıştır. Nazan Öncel'in 'Ben Böyle Aşk Görmedim' albümü onun için bir milattır. Yine sırasıyla, Nazan Öncel'in Göç, Sokak Kızı, Demir Leblebi,Yan yana Fotoğraf Çektirelim ve 7n Bitirdin albümlerinde birlikte çalışmışlardır. Uzun yıllar Nazan Öncel konserlerinde sanatçıya piyanosuyla eşlik etmiştir. Bu uzun ve müzikli yolculuğun son ürünü Janti'dir. On dört yıllık müzikal beraberlikte Nazan Öncel Janti bestelerinin bütün sözlerini yazmış, iki şarkıyı Hamit Ündaş'la söylemiş, bir de beste hediye etmiştir.

Janti bir yüzü sanata dönük bir albüm olarak aynıdanlıklardan sıkılanlar için "bakın bu da var" diyebilen, ayakları yere basan ezgilerin ve Nazan Öncel'in kalemiyle 28 Mayıs 2008'de müzik severlerle buluşmuştur.

Halen Nazan Öncel' le çalışmalarına devam eden Hamit Ündaş evli, Beste ve Sonat Ündaş'ın babasıdır.

Janti Şarkıları

Janti şarkılarını dinlemek için tıklayın

Müzikle ilgili her şey

OFİS: (0212) 213 11 41